Devrim, Ulus İnşası ve Avangard: Meksika Müralizminin Çelişkileri

 

Fernando Leal, La fiesta del Señor de Chalma, 1923. San Ildefonso Koleji, Mexico City. (Büyütmek için resme tıklayınız.)

 

Meksika’da müral ressamları kadar müralizmin tarihi de büyük çeşitlilik gösterir, ama sanat tarihçileri müral hareketini ele alırken çoğunlukla “üç büyükler”den [los tres grandes; Diego Rivera, José Clemente Orozco, David Alfaro Siqueiros] yola çıkar ve anlatılarını bu üç sanatçının eserleri üzerinden kurarlar. Fakat bu taraflı yaklaşımı eleştiren bir sanat tarihçisi de olmuştur: Leonard Folgarait, müral resmi üzerine monografisinde müralizme dair kapsamlı bir tarihin yazılmamış olmasına hayıflanır. O da kendi çalışmasında Rivera, Orozco ve Siqueiros’un belli eserlerine odaklanır ve bu tercihinin gerekçesini şöyle açıklar: “[Müralizm] tarihinde adı anılmayan veya hakkı teslim edilmeyen onlarca ressama ne oldu? Özellikle de bu ressamların hikâyeye dahil edilmesi, ‘üç büyükler’ üzerinden eksik olmayan elit bilgi ve kanonlaştırma halesini düzeltme işlevi görecekken? […] Ancak en iyi bilinen ressamların eserlerini eleştirel yaklaşımla değerlendirmek, bu sanatçıların, müral üretiminin daha geniş bağlamı içindeki yerlerinin gözden geçirilmesini sağlayacak, böylece kanona dahil edilmeyen eserlere atfedilen önemsizlik de kuşkulu hale gelecektir.”[1] Folgarait, “bu üç ismin ne kadar büyük önem taşıdığını” kimsenin inkâr edemeyeceğini sözlerine ekler, ama bu önemin estetik değil “tarihsel bir mahiyet” taşıdığını öne sürer.[2] “Üç büyükler”in öne çıkmasının toplumsal-tarihsel bir sebebi olduğunu savunur: Sipariş aldıkları devrim hükümetinin taleplerine uygun imgeler yaratmışlardır.[3] Sebep ne olursa olsun, Rivera, Siqueiros ve Orozco’nun erken tarihli müralleri, daha sonraki eserlerinin emaresini taşımaz.

 

Diego Rivera, Yaratılış, 1922. San Ildefonso Koleji, Mexico City. (Büyütmek için resme tıklayınız.) 

 

Müral üretimi 1921’de başlar; fakat müralizm bir form hareketi olarak değil, dönemin Halk Eğitim Bakanı José Vasconcelos (1882-1959) tarafından verilen siparişlerle doğmuştur. Vasconcelos, devrim sonrasında başlatılan yoğun okuma yazma ve genel eğitim seferberliği kapsamında köy okulları açar, klasik metinlerin ucuz kopyalarını bastırır, ve Meksika halkına hitap edecek didaktik ve anıtsal sanat eserlerinin yaratılmasına önayak olur. 1921-1924 yılları arasında, Mexico City’deki kamu binalarının duvarlarını boyamaları için çok sayıda sanatçıyı görevlendirir.

Müralizmin ilk yılları, yaratıcı bir toplum ruhunu teşvik eder. Fakat 1924’te Vasconcelos’un halk eğitim bakanlığını bırakmasından sonra hareketin dinamizmi sönümlenir. Bu değişimle birlikte Meksika müral hareketi yeni bir dönemece girer ve bunun sonucunda Diego Rivera’nın eserleri ezici bir ağırlıkla tercih edilir. Müral yapmaya devam etmek isteyen diğer sanatçılar ya özel sipariş bulmak ya da Mexico City’den ayrılmak zorunda kalırlar. Oysa ilk yıllarda müralizm çok daha demokratik ve kapsayıcıdır, devrim sonrası dönemin kamusal sanatında önü açılan çeşit çeşit olanağı yansıtır.

 

José Vasconcelos Calderón, 1882-1959

 

Xochimilco ve Tlalpan’daki açık hava resim okullarının öğrencileri, 1925. Kaynak: difusionfractal.upnvirtual.edu.mx

 

Müralizm, Avangard, Milliyetçilik

Müralizmin ilk yılları ne ölçüde avangarddı? İlk müraller form ve konu bakımından deneyseldi. Diego Rivera, Fernando Leal, Jean Charlot ve çağdaşları 19. yüzyıl resminin akademik modellerinden önemli ölçüde uzaklaşmışlardı ve sanat izlerçevresini genişletmeye çalışıyorlardı. Ayrıca Avrupa modernizminde keşfedilen yeni formlarla deneyler yapıyorlardı.

Peter Bürger, avangard kuramında, sanatın içeriği ile işlevi arasında bir gerilim tespit eder ve şunu öne sürer: “Avangardistlerin, sanatın tekrar pratik hale gelmesi yönündeki talebi, sanat eserlerinin içeriğinin toplumsal bir anlam taşımasını istedikleri anlamına gelmez”, onlar “sanatın toplumdaki işlev şekli”ni değiştirmek istemektedir.[4] İlk müral ressamlarının birçoğu, bunların her ikisini de gerçekleştirme amacındadır: hem anlamlı toplumsal içerik yaratmayı, hem de sanatı gizeminden arındırarak Meksika halkının hayatlarına temas etmesini sağlamayı. Müral resmi, bu amaçlarını gerçekleştirmek için başvurdukları araçlardan yalnızca bir tanesidir. İlk kuşak müralistlerden Fernando Leal, Ramon Alva de la Canal, Fermin Revueltas ve Jose Clemente Orozco, aynı zamanda Mexico City’deki Güzel Sanatlar Okulu’nda hoca olarak çalışmaktadır. İlk mürallerini yaparken, bir yandan da akşam okulunda isteyen herkesin katılabildiği, ama özellikle el işçilerini hedefleyen desene hazırlık dersleri verirler. Pedagoji 1920’ler boyunca avangardist faaliyet alanlarından biri olmaya devam edecektir, ama Bürger’in kuramı, gerek ele aldığı coğrafyanın darlığı gerek sanat nesnesiyle ilgili anlayışındaki geleneksel sınırlılık nedeniyle, Meksika’da devrim sonrasında ortaya konan sanatsal önerilerin karmaşıklığını açıklamaya elvermez. 

 

Jean Charlot, Masacre en el Templo Mayor o La conquista de Tenochtitlan, 1922-23. San Ildefonso Koleji, Mexico City. (Büyütmek için resme tıklayınız.) 

 

Avangard kuramını Meksika müralizmine uygularken dikkate alınması gereken bir diğer husus da devlet himayesidir. Müral ressamlarına kompozisyonları konusunda bağımsızlık tanınmış olsa da, faaliyetleri, ulusal bir sanat yaratmayı hedefleyen devrim sonrası hükümetinin kültür politikasının parçasıydı. Hükümetin geniş çaplı projesi, tüm ülke nüfusuna birleşmiş bir Meksika ulusu fikrini aşılamaktı. Etnik, toplumsal ve kültürel çeşitliliğin devrimin patlak vermesindeki rolünün farkında olan ve bu çeşitliliğin ülkenin ve hükümetin istikrarını tehdit etmeye devam ettiğini bilen Vasconcelos ve Başkan Obregon gibi devlet adamları, bir Meksika ulusu inşa etmek için büyük çaba sarf ettiler. Milliyetçi proje, ülke çapında düzeni sağlama ve olası ayaklanmaları önleme aracı olarak bir denetleme mekanizmasına dönüştü. Ancak 1917 Anayasası’na uygun hareket etmek zorunda olan hükümet, eğitimde sağladığı büyük ilerlemelerle sonunda sınıf ayrımlarını ortadan kaldırmayı da vaat ediyordu. Müral ressamları, eserlerinin karşı karşıya olduğu bu derin çelişkilerin bilincindeydi. Çalışmalarında, hükümetin ulus inşası projesi ile, Avrupa modellerini temel alan bir avangard arasında kalan bir sanatın açmazları üzerine kafa yoruyorlardı.

Tatiana Flores’in Mexico’s Revolutionary Avant-Gardes adlı kitabının “The Murals” başlıklı ikinci bölümünden seçilmiş pasajlar, (New Haven ve Londra: Yale University Press, 2013) s. 49-51.



[1] Leonard Folgarait, Mural Painting and Social Revolution in Mexico,1920-1940: Art of the New Order (Cambridge: Cambridge University Press, 1998) s. 8-9.

[2] A.g.e.

[3] A.g.e., s. 8.

[4] Peter Bürger, Theory of the Avant-garde, s. 49. Türkçesi: Avangard Kuramı, çev. Erol Özbek ve Şeyda Öztürk (İstanbul: İletişim/SanatHayat, 10. baskı 2019) s. 99.

müralizm, Diego Rivera