"Mastaba": Christo'dan Günümüz Firavunlarına Anıt

2/12/2012 / skopbülten

Abu Dhabi’nin son yıllarda kendini Ortadoğu’nun “kültür vahası”na dönüştürme yönündeki cüretkâr atılımları,[1] Christo’nun Abu Dhabi sınırları içindeki bir çölde inşa edeceği 150 metrelik dev piramitle taçlandırılacak. Christo’nun, 2009’da vefat eden eşi Jean-Claude’la birlikte 1977’de tasarlamaya başladığı ve İran-Irak Savaşı yüzünden ertenenen proje, Abu Dhabi’yi yöneten ve fiilen çölün “sahipleri” olan El-Nahyan ailesinden onay aldı. 340 milyon dolara mal olacağı ve 30 ay içinde tamamlanacağı tahmin edilen Mastaba, 410 bin adet renkli petrol varilinden inşa edilecek ve Mısır’ın meşhur Keops Piramidi’ni aşan yüksekliğiyle, dünyadaki en büyük heykel olacak. Heykel aynı zamanda, 1960’lardan beri sadece geçici çalışmalar yapan Christo ve Jean-Claude’un imzasını taşıyan yegâne “kalıcı” eser olacak.

 

       

Mastaba, model, Christo ve Jean-Claude, 1979                                Keops Piramidi, MÖ ykl. 2060-2040

 

Christo, Mastaba’nın bir piramit olmadığını, heykelin formunun çölde seyahat edenler için yapılan oturma yerlerinden devşirildiğini özellikle vurguluyor ve amacının “kökleri İslam mimarîsi geleneğine dayanan” bir heykel yapmak olduğunu belirtiyor. Kendi web sitesinde de heykelin “parlak ve canlı renklerden bir mozaik oluşturarak İslam mimarîsini çağrıştıracağı” yazılı. Oysa “mastaba”, kelime anlamıyla “peyke” demek olsa da, eski Mısır’da hem piramitlerden önce kullanılan, hem de firavunlar için inşa edilen piramitlerin çevresine aile veya saray fertleri için yapılan mezar formunun Arapça adı. Yani aslında ne “İslam mimarîsi geleneği”ne ait, ne de “oturma yeri” gibi seküler bir form.

Zaten Christo da, gazetelere verdiği demeçlerde piramit benzetmesini reddetse de, kendi web sitesinde Mastaba ile Keops Piramidi’nin boyutlarının karşılaştırıldığı bir grafik çizim yer alıyor: Çizimde, Keops Piramidi Mastaba’nın içine yerleştirilmiş, böylece dünya harikası kadim piramidin, çağdaş heykelin yanında tam olarak ne kadar “küçük kaldığı” grafik olarak gösterilmiş.

 

         

Derinde yer alan mezarlarıyla, mastaba. MÖ 2649-2150               Mastaba ve Keops Piramidi ölçekleri

 

Heykelin malzemesini oluşturacak renkli varillerin, üzerlerine güneş vurduğunda tamamen altın kaplama gibi görünmesi ve İslamî mozaik formu etkisi yaratması hedefleniyor. Heykelde belki de “İslamî” sayılabilecek yegâne gönderme bu mozaik görünümü olmasına rağmen Christo’nun ısrarla İslam mimarîsinden bahsetmesi, kadim Mısır mimarlığının İslam geleneğine asimile edildiği anlamına geliyor aslında. Ve geçtiğimiz günlerde Mısır’ın dinî liderlerinden Şeyh Cevheri’nin “piramitleri yıkma” çağrısıyla birlikte düşünüldüğünde, pek de masumane görünmüyor. Son yıllarda sanat alanındaki tüm atılımlarına rağmen, Arap Emirlikleri, topraklarını kutsayacak ikonun “putperest” bir form olarak lanse edilmesini tercih etmeyebilirdi (Abu Dhabi’de, özellikle halkta beliren ve hükümdarlara da yansıyarak bazı müze projelerinin askıya alınmasına sebep olan “kültürel kimlik kaybı” endişesi hakkında bkz. e-skop: Arap Emirliklerinin GelGitli Kültür-Sanat Projeleri).

Christo’nun ısrarla altını çizdiği bir diğer nokta da, heykelde kullanılacak varillerin Arap Emirliklerinin petrol zenginliğine bir gönderme olmadığı. Kendisi, 1960’larda Berlin Duvarı’nın inşasını protesto etmek için Jean-Claude’la birlikte yaptıkları “Demir Perde” başlıklı çalışmaya atıfta bulunuyor. “Demir Perde”de, Paris’in sokaklarından birine yerleştirdikleri petrol varilleriyle sokağı bir süreliğine bloke etmişlerdi.

Christo'nun, daha heykelin inşasına bile başlanmadan, gerek verdiği demeçler gerek geçtiğimiz günlerde İngilizce ve Arapça baskılarını yayınladığı The Mastaba: Project for Abu Dhabi başlıklı kitapla, heykeli hakkında yapılması en muhtemel yorumlara müdahale etmek niyetinde olduğu görülüyor. Projenin onaylanmasının ardından atılan manşetler de, yapılan yorumlar da, Mastaba’yı “Abu Dhabi’nin Mısır piramitlerine cevabı” olarak okuyor, hatta Kâbe’yle kıyaslamalar bile mevcut. Petrol varillerinin ise, formları ve yerleştirilecekleri apaçık bağlam dururken, “Demir Perde” adlı eseri akla getirmesi zor.   

 

                                  

              Christo ve Jean-Claude, Demir Perde, 1962                                  Mastaba, model, 1977

 

Christo heykelin "bağımsız" kaynaklarla finanse edildiğini iddia ediyor, ama ayrıntılar konusunda sessiz kalmayı tercih ediyor. 340 milyon dolar olarak tahmin edilen maliyetin 10 milyon dolara kadar olan kısmı kendi eserlerinin satışından elde edilen gelirden karşılanacak, geri kalan 330 milyon ise sanatçının deyişiyle “farklı yatırımcılar” tarafından üstlenilecek.Hanedanın finansal desteği olup olmadığı sorusuna ise, “Daha fazla yorum yapamam. Ne de olsa arazi onlara ait” diyerek cevap veriyor Christo.   

Mastaba’nın yapımının 30 ay süreceği ve inşasında yüzlerce kişinin çalıştırılacağı tahmin ediliyor. Christo’nun, heykelin “ekonomik ve sosyal getirileri”ni analiz etmeleri için anlaştığı şirketin hazırladığı “fizibilite” raporuna göre, Mastaba’nın bölgeye her yıl 2 milyon turist çekmesi bekleniyor. Ayrıca heykelin yakınına, projenin hazırlık aşamalarının sergilendiği bir “sanat kampüsü” ile lüks bir restoran ve otel de inşa edilecek.

 

                                                                      * ·

Aslında Mastaba’yı piramitlerle kıyaslamak, Christo’nun da dediği gibi yanlış olabilir – ama Christo’nun öne sürdüklerinden farklı nedenlerle. Etrafını kuşatan çöl ve dış formu bir yana bırakıldığında, Mastaba’yı okumanın bir yolu, belki de onu zamane anıt-eserlerle kıyaslamak. Örneğin Stephanie Bailey, Mastaba’yı, Anish Kapoor’un bu seneki Londra Olimpiyatları için inşa ettiği ArcelorMittal Orbit anıtıyla karşılaştırıyor. Kapoor’un dev kulesi de, salt formuyla, kendinden önceki bir anıta, Tatlin’in Üçüncü Enternasyonal için tasarlayıp tamamlayamadığı kuleye göndermede bulunuyor – ama anıtsallaştırdığı şey, heykelin inşasına sponsor olan ve ona adını veren çelik devi ArcelorMittal şirketi. (ArcelorMittal anıtı hakkında bilgi için bkz. Occupy London, Sanatçı Anish Kapoor'un Evini İşgal Etti)

 

                               

               Anish Kapoor, ArcelorMittal Orbit, 2012               Vladimir Tatlin, III. Enternasyonal Anıtı, 1920

 

Yine geçtiğimiz aylarda yapımı tamamlanan bir diğer anıtsal heykel de, Damien Hirst’ün Doğruluk: Günümüzün Hakikat ve Adalet Alegorisi (kısaca Verity) adlı heykeli. O da yine formuyla, kendinden önceki bir esere, Edgar Degas’nın Dansçı Kız heykeline atıfta bulunuyor. (İki eseri karşılaştıran bir yazı için bkz. Edgar Degas ve Damien Hirst'ün Canavarları.) Gelgelelim heykelin yerleştirildiği ve heykel sayesinde turist akınına uğraması beklenen kasaba, aynı zamanda Hirst’ün yıllardır emlak ve arazi alarak yatırım yaptığı ve bu yıl jet sosyeteye pazarlanacak bir eko-köy kurmak üzere kolları sıvadığı Ilfacombre kasabası (Bkz. Spekülasyon Sanatı: Damien Hirst Emlak İşine Giriyor) Yerleştirildiği günden itibaren kasabanın ikonu haline gelen Verity, aslında yukarı kalkmış kolu, mütehakkim duruşu, ve adaleti temsil etsin diye arkasında tuttuğu “eğrilmiş” terazisiyle, Özgürlük Anıtı’nı da çağrıştırıyor. Bizzat Damien Hirst’ün resmî sitesinde de açıklanan biçimsel Degas göndermesi bir yana, bağlamıyla düşünüldüğünde, Günümüzün Özgürlük, Adalet ve Hakikat Parodisi olarak da okunabilir.    

              

                                             

                                   Verity                                                                      Liberty

 

Anish Kapoor’un “Çelik Devi” Anıtı da, Damien Hirst’ün “Hakikat”i de kamuoyunda sıcak karşılanmadı; her ikisi için de “korkunç”, “bakanlara ıstırap veren görüntü” gibi tarifler yapıldı. Christo ise, Mastaba kitabında fikirlerinin hiçbirinin “politik ya da ekonomik olaylardan doğmadığını” vurguluyor ve eşi Jeanne-Claude’un şu sözlerini hatırlatıyor: "Biz sadece mutluluk ve güzellik eserleri yapıyoruz.” Şimdilik kamuoyunda, Mastaba’nın varillerinde anıtsallaşacak petrol zenginliği, güzelliğine ağır basmış görünüyor. Belki 1000 yıl sonra, El-Nahyanlar da, Arap Emirlikleri de, petrol yatakları da yok olup gittiğinde hâlâ ayakta kalmışsa, güneşle altına dönen mozaikleri insanları büyüleyebilir. [EG]

 

https://www.theguardian.com

http://www.christojeanneclaude.net    

               

 



[1] Louvre ve Guggenheim  müzelerinin şubelerini açma planları, gibi.


Mastaba, Anish Kapoor, Damien Hirst, piramitler