Suriye’deki Eser Yağmacılığıyla İlgili Bir Araştırma Tek Suçlunun IŞİD Olmadığını Ortaya Koyuyor

10/11/2015 / skopbülten

Dünya, IŞİD’in Suriye’de yürüttüğü arkeolojik eser yağmacılığından çoktandır haberdar. Oysa geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre Suriye’nin kültürel mirasını satan tek güç IŞİD değil; Suriye rejimi, Suriye muhalefeti ve YPG’nin denetimi altındaki bölgelerde de yaygın olarak arkeolojik eser yağmacılığı yapıldığına dair güçlü emareler var. 

Near Eastern Archeology dergisinde yayınlanan “Suriye’deki Arkeolojik Eser Yağmacılığının Uydu Görüntüleri Üzerinden Analizi” başlığını taşıyan araştırma, farklı güçler tarafından kontrol edilen bölgeler itibariyle Suriye’deki arkeolojik eser yağmacılığının ayrıntılı bir analizini sunuyor: Suriye’de eser yağmacılığının %21’i IŞİD’in, %16,5’i Suriye rejiminin, %28’i YPG’nin, %27’siyse Suriye muhalefetinin denetimindeki bölgelerde gerçekleşiyor.     

Şimdiye kadar dünya kamuoyu Suriye’deki eser yağmacılığından yalnızca IŞİD’in mesul olduğunu düşünüyordu. Eylül 2014’te New York Times’da yayınlanan bir makale, IŞİD liderlerinin, elde ettikleri kârdan kendilerine de belirli bir yüzde verilmesi kaydıyla yerel halkın arkeolojik alanları yağmalamasına göz yumduğunu, hatta bazı bölgelerde ağır makinelerle kazı yapan define avcılarına ruhsat verdiğini yazmıştı. Fakat, IŞİD’in bu işte yalnız olmadığı anlaşılıyor.

Araştırma, Apamea’ya 2,5 kilometre uzaklıktaki Tell Jifar gibi bölgelerde Suriye askerlerinden yalnızca birkaç yüz metre uzaklıkta eser yağmacılığı yapıldığını ortaya koyuyor. Araştırma ekibinin başında bulunan Jesse Casana’ya göre “rejim güçlerinin askeri işgali ile Apamea, Ebla ve batı Suriye’deki diğer arkeolojik sit alanlarında gerçekleşen vahim boyutlardaki yağmacılık arasındaki yakın bağlantı, Suriye ordusunun ya bizzat suça iştirak ettiğini ya da yardım ve yataklık ettiğini” gösteriyor. Ülkede yağmacılığın en yaygın olduğu alanlar ise “aynı zamanda merkezi otoritenin en zayıf olduğu”, Kürt ve Suriyeli muhaliflerin denetimi altındaki bölgeler.

 

 

Haritadaki siyah noktalar Suriye’nin yağmalanan arkeolojik sit alanlarını gösteriyor

 

Casana ve Amerikan Doğu Araştırmaları Okulları bünyesinde faaliyet gösteren Suriye Mirası İnisiyatifi’nden ekip arkadaşlarının yürüttükleri araştırma, ABD Dış İşleri Bakanlığı’nın desteğiyle uydu görüntü şirketi Digital Globe’dan alınan verilere dayanıyor. Araştırmaya konu edilen 1400 arkeolojik sit alanından 1289’unda eser yağmacılığına dair bulgulara rastlanmış. İç savaşın başladığı 2011 senesinden önce de kimi yağmacılık girişimlerine rastlanmakla beraber esas zararın son dört sene içinde verildiği açık bir şekilde gözüküyor. Casana “Bu, yağmacılık faaliyetinin daha önce eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını ve bölgenin arkeolojik mirası açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyuyor” diyor.  

Yağmacılık faaliyetleri küçük, orta ve büyük ölçekli olmak üzere üç sınıfa ayrılıyor. Araştırmaya göre Suriye genelinde en çok küçük ölçekli yağmacılık faaliyetlerine rastlanıyor. Casana’nın tespitlerine göre “küçük ölçekli yağmacılık daha ziyade muhtaç durumdaki insanlar tarafından yapılıyor.”

Araştırmacılar, IŞİD denetimi altındaki bölgelerde yağmacılığın diğer bölgelere oranla daha yaygın olmamakla beraber daha yıkıcı olduğu sonucuna varıyor. Bu bölgelerdeki yağmacılık faaliyetinin %42’si orta ya da büyük ölçekli olarak sınıflandırılıyor. Buna mukabil, yağmacılığın en yaygın olduğu bölgelerde kültürel mirasa verilen zarar daha hafif: Suriye muhalefetinin denetimindeki bölgelerde yapılan yağmacılığın %14’ü, Kürt bölgelerindekinin ise %9’u orta ya da büyük ölçekli.

Araştırmanın, savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde çok büyük yardımı dokunacağı düşünülüyor. Casana, “antik eserlerin başlı başına savaşın önemli bir parçası haline geldiği böylesi durumlarda siyasi açıdan güdümlü olmayan detaylı araştırmalara” ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Araştırmanın Suriye’deki durum hakkında farkındalık yaratmasını ve müzayede evleri, sanat simsarları ve eBay gibi çevrimiçi pazarlar üzerinden Yakın Doğu antik eserlerinin satışının geçici olarak askıya alınmasına vesile olmasını umuyor. Casana ayrıca bölgeden meşru yollarla ithal edilen antik eserlerin kayda geçildiği uluslararası bir veri tabanı oluşturulmasını öneriyor. Bu tür tedbirlerin “simsarların alıcı bulmasını zorlaştıracağını”, bunun da Suriye’deki yağmacılık faaliyetlerine ciddi bir darbe indireceğini düşünüyor. [AB]  

 

Study Finds ISIS Militants Aren’t the Only Ones Looting Syrian Archeological Sites

savaş sanatları