/ Tezler / Değişen Kent Ortamında Hafıza, Mekân ve Sanat Yapıtı İlişkisi

11/3/2015 / skopbülten

Bu çalışmada, modernizmle başlayan kentleşme olgusu incelenerek, değişen kent ortamının hafıza üzerindeki etkileri araştırılmış ve İstanbul’un geç modernleşmesi ele alınmıştır. 1950’li yıllardan itibaren kenti dönüştürmek üzere yapılan stratejik projelere değindikten sonra ise kent hafızasında kamu sahasının önemi vurgulanmış ve bu doğrultudaki sanat projeleri incelenmiştir.

Bu konunun ele alınmasındaki amaç, içinde bulunduğumuz kentin sürekli geçirmekte olduğu fiziki değişimleri kavramak ve kentin içindeki bu yer değiştirmelerin oluşturduğu kent hafızası karşısında günümüz sanatında kent olgusuna bakmaktadır.

 

 

Nalan Yırtmaç, Lütfen Arkaya Doğru İlerleyiniz serisinden, 2011

 

Üç ana başlıkta incelenen tezin içeriğinde, öncelikle bir kent tanımı yapılarak Avrupa’daki kentleşme sürecine bakılmıştır. Bu tarihsel sürecin gündelik yaşamdaki etkileri ise modernite üzerine odaklanılarak anlatılmıştır. Walter Benjamin’in Pasajlar Projesi ile George Simmel’in “Metropol ve Tinsel Hayat” makalesi çıkış noktası alınarak kent içinde yabancılaşmanın ne anlama geldiği sorgulanmaktadır. Avrupa’daki kentsel dönüşüm üzerinden bir bilgi edindikten sonra ise Türkiye’nin geç modernleşme süreci araştırılmıştır. Türkiye’deki modernleşmeye İstanbul bağlamında bakıldığında, modernleşmenin kentleşmeyle gelişen bir olgu olduğu görülmekte, bunun sebepleri ve sonuçları araştırılmaktadır.

Hafıza bölümünde, kentsel dönüşüm bağlamında, kentin içinde kendine ait yaşamlarını sürdürenler, merkezlerine gerçekleştirilen bir müdahale karşısında nasıl etkilenirler sorusundan hareketle “yaşanmış hafıza” kavramı üzerinde durulmaktadır. Kişisel ve toplumsal hafızanın tarih ve mekânla kurduğu ilişkinin neden önemli olduğu anlatılmış; kamu sahasının İstanbul hafızasındaki rolü vurgulanmıştır.

İstanbul, kendi kapalı, korumacı sınırları içinde bile, kendi hafızasında durmadan bölünerek “başka yeri” içinde barındırmıştır. Bu sebeple, farklı toplumsal grupların mekânsal olarak ayrıştırıldığı ve her bir mekândaki nüfusun kentin geri kalanına kıyasla kendi içinde aynılaştığı bir İstanbul panoramasında, 1990’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan güncel sanat içerisinde sanatçıların, sanatçı gruplarının ve inisiyatiflerin kentsel ve toplumsal bağlamla ilişki kurmayı hedefleyerek farklı stratejiler izlediği görülmektedir. Kentsel mekân bağlamında, kamusal alanı merkeze alan bir yaklaşımla yapıt, bağlam ve izleyici arasındaki ilişki sorgulanmaktadır. Buradan hareketle, kolektivizm içeren, birbiriyle işbirliği içine giren, sürece dayalı sanat üretimlerinde ya da metropoldeki sürekli ve hızlı değişimin yarattığı görüntüleri konu edinen yapıtlarda İstanbul’un kentsel hafızası bağlamında analizin nasıl gerçekleştirildiği sorusuna odaklanılmaktadır.[1]

Yazar: Reysi Kamhi

Danışman: Prof. Dr. Turan Aksoy

Yer Bilgisi: Yıldız Teknik Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı / Sanat ve Tasarım Sanat Dalı

Türü: Yüksek Lisans

Yılı: 2013

 



[1] Bu metin, tezin Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nde yayınlanan özetinden alınmıştır. 

tez tanıtımı