Cézanne ve Zola: Bir Dostluğun Öyküsü

Paul Cézanne ve Émile Zola’nın 12-13 yaşlarında ortaokul sıralarında kurdukları dostluk, ikisinin de yaşamlarında ve yapıtlarında derin izler bırakır; sanat ve edebiyat tarihçileri, yaşamöyküsü yazarları tarafından sıklıkla işlenir. Diğer okul arkadaşları Baptistin Baille’la birlikte, uzun yıllar süren dostlukları nedeniyle “ayrılmaz üçlü” olarak adlandırılırlar. Bu arkadaşlığı “edebiyat ve sanat tarihinde belki de eşi benzeri olmayan, olağanüstü bir olay” olarak niteleyen Mitterand’ın[1] bu görüşüne katılmamak olanaksız.

Paul Cézanne, 1839’da, Aix-en-Provence’ta, Elisabeth Aubert ve Louis- Auguste Cézanne’ın evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir; annesiyle babası evlendiklerinde Paul beş, kardeşi Marie üç yaşındadır. Şapka ticaretinden kazandığı parayı, batan bir bankayı ele geçirerek servete dönüştüren Louis-Auguste Cézanne, ev halkını birçok şeyden yoksun bırakan cimriliği ve sertliğiyle, Balzac’ın roman kişisi Grandet Baba’ya benzer.[2] Ataları İtalya’nın Cesena kentinden Fransa’ya göç eden Louis-Auguste’ün cimriliğinin nedeni yoksulluktan gelmesi olabilir.[3] Paul, babasından gelen küçük bir harçlıkla ve annesinin gizlice verdiği paralarla yetinmek zorunda kalır.

1840’ta Paris’te doğan Émile Zola, İtalyan mühendis François Zola’yla genç karısı Emilie Aubert’in tek çocuğudur. Babasının işi nedeniyle Aix’te büyür. François Zola Aix Barajı’nın yapımı sırasında zatürreye yakalanır. Émile, yedi yaşında yetim kalır. Babasının saygın anısı sayesinde burslu okur. Paris aksanı ve peltekliği nedeniyle okulda aşağılanan Émile, Paul ve Baptistin’le kurduğu dostlukla yalnızlıktan kurtulur. Zekâ, olgunluk ve kültür bakımından yaşıtlarına benzemeyen üç çocuk yıllarca dost kalırlar.[4] Émile, babasının ölümüyle yoksul sayılacak bir çocukluk geçirse de, annesi, anneannesi ve dedesinin sevgisiyle sarmalanmıştır. Paul’le arkadaşlığı ona, bir çocuğun “babasını yitirmesi kadar”, “babasının, hatta zengin bir babasının olmasının da” zor bir şey olduğunu öğretecektir.[5]

 

 

Paul Cézanne, Portrait d'Emile Zola, 1862-1864.

 

İlk Ayrılık: Arkadaş mı, Öğretmen mi?

Ailenin barajla ilgili hakları için hukuk savaşı verirken Aix ve Paris arasında mekik dokuyan Émilie Zola, sonunda başkente yerleşir. Émile de 1858’de annesinin ardından Paris’e gider. Paris’te resim çalışmayı düşleyen Paul ise, babasının isteğiyle Aix’te hukuk okur. Onu memnun etmek için bir süre bankada çalışırsa da gönlü resimdedir; Jas de Bouffan’daki malikânenin duvarlarına resimler yapar.[6] İki arkadaş sık sık yazışırlar. Birbirlerine bazen nükteli koşuklar yollar; bazen sanat ve edebiyattan söz ederler. Çetin koşullarda yaşayan Émile’in tek eğlencesi sayılabilecek bu yazışmalar, aynı zamanda iki genç için de “bir tür üniversite eğitimi” gibidir.[7]

Zola, Paris Salonu’na ilk kez 1859’da gider.[8] Salon'a, o yıl Manet, Fantin- Latour, Whistler, Millet gibi öncü ressamların yapıtları alınmamıştır. Aynı günlerde Seine kıyısındaki sahaflarda bulduğu sanat kitaplarını inceleyen Zola, Cézanne’a, sanat hakkındaki görüşlerini yansıtan, bazen âdeta ders veren mektuplar yazar. Nisan 1860 tarihli mektubunda, Aix’te Paul’ün öğretmeni olan ressam[9] hakkında uyarılarda bulunur. Ekmek derdiyle ticari resimler yapan bu adama çok fazla hayran olmamalıdır. Resim yalnızca güzellik, yalnızca “bir kumaşın kıvrımları” değildir; daha “yüce” bir şeydir. Örneğin Rembrandt’ın ışık oyunları, çizdiği kişilerin “en çirkinlerine bile” “şiirsellik” katar.[10] Bakalorya sınavını başaramadığı için Gümrükte çalışmaya başlayan Zola, aynı ay Cézanne’a yazdığı bir başka mektupta, “çoğu aptal” memurların arasında, “kalem gıcırtıları” içinde olmaktan yakınır. Sık sık sanattan söz ettiği bu uzun mektupta, arkadaşına ders vermeyi sürdürür. “Ukalâlık yaptığımı sanma (...) ne zaman sana öğüt verecek olsam, duraksıyorum, bu benim işim mi diye kendime soruyorum” der. Paul, resim konusunda “kararlı” olmalı, bunu “saygısızlık etmeden” ailesine göstermelidir.[11] Temmuz’da yolladığı mektuptaysa, o güne dek ciddi ve düzenli bir çalışma yapmadığını düşündüğü Paul’ü neredeyse azarlar. Kendini yetersiz görmeye hakkı olmadığını yazar.[12]

Zola, ortak dostları Baille’a yolladığı bir mektupta Paul’ün Paris’e gelmesini umutla beklediğini anlatır. Oysa baba Cézanne yoksul Émile’i fırsatçı olarak görmekte, oğlunu ondan uzak tutmaya çalışmaktadır.[13] Émile, Paul’ün gelmesini beklerken, ona yol göstermeyi sürdürür. Mart’ta yazdığı mektup ağır bir program içerir. Günde dokuz saat çalışmalıdır: Sabah bir atölyede, canlı modelle, öğleden sonra da müzelerde, ustaların yapıtlarını kopya ederek. “Artık çocuk değiliz”; “çalışalım, çalışalım; başarının tek yolu bu” der. Babasının Paul’e vereceği harçlık çok azdır. Émile, kiradan yemeğe, resim malzemesinden ufak tefek harcamalara dek her şeyi kuruşu kuruşuna hesapladığı bir bütçe yapar. Ona göre bu zorlu yaşam Paul için bir çeşit “okul” olacak; “paranın değerini” öğrenecektir. Bu hesabı babasının yanında yaparsa belki o da “kesenin ağzını açacaktır”. Paris’te arada bir resim satabileceğini, Louvre’daki tabloların kopyalarının iyi para ettiğini de belirtir.[14]

Sonunda 1861’de Cézanne’a Paris’te resim çalışma izni çıkar. Émile, Paul’ü Salon'a götürür. Ancak Paul hem çok çalıştığı için, hem de Zola’nın ortak dostları Baille’a yazdığı gibi “taşralı alışkanlığıyla” erkenden uyuduğundan, sık sık görüşemezler. Émile daha çok öğlenleri arkadaşına modellik yapmaya gider.[15] Bu sırada aralarına bir soğukluk girer. Zola, Baille’a yolladığı bir mektupta, anlaşamadıklarından söz eder. Paul’ün inatçılığından, tartışmayı sevmemesinden yakınır.[16] Cézanne’ın bohemliği ve müsrifliği de Zola’yı kızdırır.[17] Paul sık sık Aix’e gider; yılın yarısını orada geçirir. Zola, Ocak 1862’de “Paris dostluğumuza iyi gelmedi” diye yazarak ona kırgınlığının nedenini sorar. “Ne olursa olsun, arkadaşız” dedikten sonra kendisinin Hachette’te çalışmaya başlayacağını duyurur.[18] Cézanne Paris’e döndükten sonra yeniden yakınlaşırlar. Zola, sevincini Baille’la paylaşır. Günün altı saatini birlikte geçirdiklerini, Paul’ün odasına gittiğini, ona portresini yaptırdığını yazar.[19],[20]

 

Cézanne, Zola ve Sanatta Devrim Kavgası

Cézanne, birçok natürmortunu Paris’te, Bastille yakınlarındaki stüdyosunda yapar.[21] 1865 Paris Salonu'nu iki arkadaş birlikte gezerler. O yılki serginin en önemli olayı, Édouard Manet’nin Olympia tablosudur. Aynı ressamın iki yıl önce sergilediği Kırda Kahvaltı (Déjeuner sur l’herbe) nedeniyle kopan fırtına unutulmamıştır.[22] Birçok eleştirmenin alayla söz ettiği, örneğin Théophile Gautier’nin çıplak modelin “cılız bedeni karşısında acıma duyduğu” Olympia’ya, iki arkadaş hayran olurlar. Cézanne Aix’e döndüğünde Modern Bir Olympia’yı yapmaya koyulacak; yıllar sonra Manet’nin bu resminden söz ederken “Rönesansımız bununla başlar” diyecektir.[23]

 

Cézanne, Une moderne Olympia, 1873-1874.

 

Cézanne 1866’da Aix’ten döndüğünde, Manet’nin oturduğu Battignoles’deki Café Guerbois’da, gittikçe büyüyen bir sanatçı topluluğu oluşmaktadır.[24] Bu sırada Cézanne’ın Salon'a yaptığı ilk başvuru kabul edilmez. O yıl Manet, Renoir, Guillemet, Degas da reddedilmiştir. Cézanne, 19 Nisan’da tüm ressamlar adına Güzel Sanatlar yönetimine sergilenme dileklerini belirten bir mektup yazar; ancak olumsuz yanıt alır.[25] Bundan birkaç gün önce, Salon'a kabul edilmeyen Jules Holtzapfell kendini öldürmüştür. Zola, L’Événement’da çıkan “Bir İntihar” başlıklı yazısında, bir ressamın bir başka ressamı nasıl olup da ölüme sürükleyebileceğini sorgular. Holtzapfell’i tanımamakta, yetenekli olup olmadığını bile bilmemektedir. Hatta reddedilmesinin, zavallının ölümüne neden olan tek şey olup olmadığı da belli değildir. Yine de, meslektaşlarının yapıtlarının sergilenmesini kabul etmeyen bir ressam olsaydı, o gece “karabasan” göreceğini belirtir.[26] Gazetede art arda jüriyi hedef alan ağır eleştiriler yayımlar. Onları “gerçeğe ve adalete” önem vermemekle, “sanatı sakatlamakla”, “halka yalnızca kolu bacağı kesilmiş kadavrayı” göstermekle suçlar.[27] Zola’nın hem son dönem yapıtlarının hem de Dreyfus Davasıyla ilgili yazılarının başat izleği olan gerçek ve adalet ikilisinin, çok daha önceleri, yazarın sanatta devrim savaşı verdiği gençlik yıllarında ortaya çıktığı anlaşılıyor. Zola’nın yazıları üzerine Cézanne sevinçten havalara uçar. O yıl babasını L’Événement okurken çizer. Özgün çizimde ressamın babasının elinde Le Siècle olduğu, Paul’ün sonradan Zola’nın yazdığı cesur makalelere gönderme olarak bu gazeteyi L’Événement’la değiştirdiği düşünülür.[28] Brown, benzer bir düşünceyle, bu tabloyu[29] “Baba, Zola’dan resim öğrenirken” diye yorumlar.[30] Zola, Claude takma adıyla yazdığı bu yazılara sert yanıtlar alır. Gazete, sokakta yırtılarak protesto edilir. Kınama mektupları gelir. Gazete, okurlar Claude’un “manevi işkencesinden” kurtarılmazsa, aboneliklerin sonlandırılacağı yönünde tehditler alır.[31] Zola’nın yazılarına son verilir.[32] L’Événement’daki veda yazısı da serttir. Saldırıya uğrayanları savunmayı ilke edindiğini yazar; doğruları söylediği için “mahkûm” edildiğini belirtir.[33] Daha sonra sanat eleştirilerini topladığı kitabını (Mon Salon), “benim tüm gençliğimsin”, “her sevincimin, her acımın ortağısın” diye seslendiği Cézanne’a ithaf eder. “Şu birkaç sayfayı yalnız senin için yazıyorum. Bunları gönlünle okuyacağını ve yarın beni daha da çok seveceğini biliyorum” tümceleri, iki çocukluk arkadaşı arasındaki içten ve derin sevgiyi gösteriyor.[34]

Genç yazarın ünlü ressamları cesaretle eleştirmesi kadar, herkesin alay ettiği Édouard Manet’yi çok beğenmesi de hoş görülmemektedir. Manet’den, “Param olsaydı bütün tablolarını satın alırdım. (...) Courbet gibi M. Manet de Louvre’da yer alacak” türünden övgü dolu tümcelerle söz eder.[35] Bu sırada Zola, É. Manet’yle yakın dost olmuştur. Ressam, 1868’de Zola’nın ünlü portresini yapar. Émile Zola, 1869’da Fantin-Latour’un (Un atelier aux Battignoles), 1870’te Bazille’in (L’Atelier de Bazille), Manet’yi hayranlarıyla gösteren tablolarında da yer alır.[36] D