Sanat Aşısı, İkinci Doz

16/8/2021 / skopbülten / Elçin Gen

ABD Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi’nin yayınladığı Star Wars temalı aşılama afişi, 1977.

 

COVID-19 aşılarının büyük hızla tedarikinin ardından, pek çok Batı ülkesinde aşılanma oranlarının hükümetlerce belirlenen düzeye erişmediği malum. Önceleri, ağır hastalık veya ölüm riski altındaki kesimler başta olmak üzere isteyen herkesin ücretsiz erişmesi gereken bir “hak” olarak çerçevelenen COVID-19 aşıları, kısa süre içinde bir “toplumsal sorumluluğa”, nihayet kişisel seçime bırakılamayacak bir “mecburiyete” dönüştürüldü. Aşılanma oranlarını yükseltmek için, sosyal hayata, eğitime ve istihdama katılım şartı olarak (şimdilik iki doz) aşıyı zorunlu hale getirmekten, parasal teşvike kadar pek çok yönteme başvuruluyor. Hangi ikna yöntemlerinin hangi kesimlerde sonuç vereceği veya kimlerde ters tepeceği; mesajların etkili olması için kim tarafından nasıl iletilmesi gerektiği gibi konularda peş peşe anketler düzenleniyor. ABD Ulusal Valiler Birliği’nin web sitesinde, “COVID-19 Aşı Teşvikleri” başlıklı sayfada eyalet yönetimlerinin aşılanmayı teşvik etmek için başvurduğu yöntemler listelenmiş: Bunlar arasında ödüllü TikTok yarışmaları; milyon dolarları bulan para ödülleri; market hediye çeki; eğlence parklarına bedava giriş; sezonluk maç bileti; eğitim bursu; bedava yemek; bedava bira vs. gibi ‘ödüller’ bulunuyor. Bizde de aşı olacaklara çekilişle altın dağıtmak gibi yöntemler uygulanmaya başladı.

'Güven' tesis edilmesi gereken kitle birörnek olmadığı için, yöntemler de haliyle çeşitlilik gösteriyor. İşten atılma korkusuyla güveni yerine gelmeyenler veya bedava market alışverişi karşılığında tereddütleri dağılmayanlar için, sanat devreye sokuluyor. Hyperallergic’ten Valentina Di Liscia’nın haberine göre, ABD Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC), “COVID-19 Aşılarına Güven Oluşturmak İçin Sanatı İşe Koşmanın Yolları” başlıklı bir sayfayı yayına açtı. Sayfada, aşılanmayı teşvik etmek için sanatçılarla ve kültür kurumlarıyla işbirliği yapma yollarını gösteren iki kılavuzun yanı sıra, halihazırda yapılmış veya devam eden projelerin toplandığı bir kaynak yer alıyor.  

CDC için çalışan ve kılavuzların yazarlarından olan Jill Sonke, sanatın ikna kabiliyeti hakkında şöyle diyor: “Sanat dikkat çeker, ilginçtir, unutulmaz deneyimlere imkân sağlar; sadece anlaşılır olmakla kalmayan, insanları kişisel olarak da etkileyen yöntemlerle enformasyon aktarır – hikâyeler, kurgu karakterler, imgeler, müzik, kültürel pratik ve gelenekler, gibi.”[1]

ABD’de ‘aşı tereddüdü’nün yoğun olduğu kesimler arasında siyahlar, Latinler, Amerikan yerlileri, LGBTİ+ gibi toplulukların başı çektiği biliniyor. Sonke’ye göre kültür-sanat aracılığıyla ikna etme yönteminin asıl hedefi de bu gruplar. Sonke, maruz kaldıkları sistemli ayrımcılık ve ötekileştirmenin bu gruplarda sağlık sistemine karşı köklü bir güvensizlik oluşturduğunu söylüyor. Bu topluluklar arasında güvensizliği kırmak için sanatçıların yanı sıra “kültür taşıyıcıları”na da ihtiyaç varmış, yani topluluk üyelerinin güvendiği kişilere: “dinî liderler, kütüphaneciler, berberler, kuaförler, öğretmenler…” Sonke bu insanları moda tabirle influencer olarak tanımlıyor. “Amaç sadece ikna etmek değil, insanlara kendi kararlarını verebilmeleri için her türlü imkânı sağlamak” diyor, ancak sanatla hedeflenen şeyin basbayağı “davranışları değiştirmek” olduğunu da açıkça söylüyor.[2] Sonke, New Orleans sakinlerini aşı olmaya ikna etmek için Mardi Gras dans kültürünün kullanıldığı “Kolları Sıva” kampanyasını ve Hip Hop Health adlı kuruluşun aşıların faydalarını anlatan “Topluluk Bağışıklığı” adlı videolarını örnek gösteriyor.

 

 



[2] A.g.y.